Defalarca İzlediğimiz Dizileri Neden Tekrar İzliyoruz?

Avrupa Yakası, Friends, How I Met Your Mother, Aşk-ı Memnu, Yaprak Dökümü… Tanıdık geldi mi?


Bazı diziler bir kez izlenir ve biter. Hikâyesi tamamlanır, akılda birkaç sahne kalır ve yerini başka dizilere bırakır. Ama bazı diziler vardır; bitmiş olsa bile tekrar açılır. Aylar sonra, bazen yıllar sonra bize özlediğimiz sahneleri izleme ihtiyacı verir. Sonunu bildiğimiz, hangi sahnede ne olacağını ezbere bildiğimiz hâlde. Bu tekrar izleme hali çoğu zaman dışarıdan bakıldığında alışkanlık gibi görünür. Oysa çoğu zaman daha karmaşık ihtiyaçlara karşılık gelir.


Bir diziyi ilk kez izlerken zihnimiz sürekli ileridedir. “Ne olacak, hikâye nereye bağlanacak, kim kalacak kim gidecek” Bu merak hali heyecan vericidir ama aynı zamanda zihinsel bir çaba gerektirir.Tekrar izlediğimizde bu çaba ortadan kalkar. Zihin artık tetikte değildir. Bilinmeyene hazırlanmak zorunda kalmaz. Bu da fark edilmeden bir rahatlama yaratır. Sürprizin olmaması, bu yüzden sakinleştirici bir etki bırakır.


Bazen de tekrar izlenen dizilerde karakterler tanıdıktır. Nasıl konuşacaklarını, hangi noktalarda hata yapacaklarını, hangi tepkileri vereceklerini az çok biliriz. Bu tanıdıklık, gerçek hayattaki ilişkilerle benzer bir his yaratır. Yeni insanlarla tanışmak nasıl enerji gerektiriyorsa, yeni hikâyelere girmek de benzer bir zihinsel yük getirir. Tanıdık bir dizi ise daha az çaba ister. İzleyici, hikâyenin içine girmek zorunda kalmadan onunla birlikte olabilir.


Çoğu zaman tekrar izlenen şey hikâyenin kendisi değildir. Daha çok, o hikâyenin yarattığı duygudur. İlk izlediğimizde hissettiğimiz sakinlik, güven, hüzün ya da eşlik hissi yeniden çağrılır. Bu durum geçmişe takılı kalmak anlamına gelmez. Daha çok, bildiğimiz bir duygusal alana geri dönmek gibidir. İnsan her zaman yeni duygularla baş etmek istemez; bazen tanıdık bir histe kalmak daha düzenleyici olur.


Günlük yaşamda pek çok şey kontrolümüz dışında gelişir. İşler, ilişkiler, planlar, belirsizlikler… Tekrar izlenen dizilerde ise kontrol hissi geri gelir. Ne olacağını bilmek, zihni serbest bırakır. Bu noktada dizi izlemek bir kaçıştan çok, bir düzenleme işlevi görür. Zihin, karmaşık olanı bir süreliğine kenara bırakır ve bildiği bir akışta dinlenir.


Bazı diziler gerçekten izlenmez; daha çok bize, anlarımıza eşlik eder. Arka planda açıktır; yemek yaparken, çalışırken, uykuya dalarken. Bu tür diziler sessizliği doldurur ama zihnimizi işgal etmez. Psikolojik olarak bu durum, yalnız kalmamakla ama sohbet etmek zorunda olmamak arasındaki bir yerde durur.


Bu dizileri tekrar izlediğimizde değişen detayları fark ederiz. Çoğu zaman değişen dizinin kendisi değil biz oluruz. İlk izlediğimizde dikkat etmediğimiz bir detay bu sefer öne çıkar. Bir karaktere bakışımız farklılaşır. Aynı hikâyeye başka bir yerden bakabilmek, kişinin kendi iç dünyasındaki değişimi de fark etmesini sağlar.


Tekrar izlemek her zaman kaçmak anlamına gelmez. Ama bazen, ilerlemekten çok durmanın gerektiği bir döneme denk gelir. İnsan her zaman yeni bir şeyle uğraşacak güçte olmayabilir. Bazen bildiği bir hikâyenin yanında oturmak yeterlidir. Bu diziler bu yüzden tekrar tekrar açılır. Hikâyeleri için değil; insanın kendini fazla zorlamadan durabildiği bir alan sundukları için.


- Psk. Oğulcan Güler | İzmir Psikolog & Aile Danışmanı