
Ergenlikteki Çocuğum Neden Sürekli Bana Karşı Çıkıyor?
Ergenlik döneminde birçok ebeveynin ortak bir derdi var: “Ne söylesem tersini yapıyor.” Basit bir konuda bile itirazlar, karşı çıkmalar; odasını toplaması gibi basit bir sorumluluk hatırlatıldığında bile sonsuz çekişmeler... Bazen önemli olan konu değildir; karşı çıkmak başlı başına asıl amaç gibi görünür. Bu durum çoğu ailede şaşkınlık yaratır. Çünkü birkaç yıl öncesine kadar daha uyumlu olan çocuk, birden bire her konuda fikir beyan etmeye başlar. Üstelik bu fikirler çoğu zaman anne babaların fikirleriyle çelişir.
Ergenlik, yalnızca fiziksel bir değişim dönemi değildir. Aynı zamanda kimlik arayışının yoğunlaştığı bir süreçtir. Ergen çocuk, çocukluktaki “biz” duygusundan yavaş yavaş “ben” duygusuna geçmeye çalışır. Bu geçiş her zaman yumuşak olmaz. Karşı çıkmak çoğu zaman bir başkaldırı değil; sınır çizme denemesidir; “Ben buradayım.”, “Benim de bir fikrim var.”, “Ben sen değilim.” demektir. Bu cümleler açıkça söylenmese bile davranışta karşılığı vardır.
Ebeveynler açısından bakıldığında karşı çıkma davranışı saygısızlık gibi hissedilebilir. Özellikle ton yükseldiğinde ya da kapılar sert kapandığında, mesele yalnızca fikir ayrılığı olmaktan çıkar. Oysa ergen için karşı çıkmak çoğu zaman kişisel değildir. Kimliğini ayrı bir yerde konumlandırma çabasıdır. Aile içinde var olan kuralları sorgulamak, kendine ait olanı ayırmaya çalışmakla ilgilidir.
Bu dönemde “neden?” sorusu artar. Neden bu saatte gelmeliyim? Neden bunu giymemeliyim? Neden böyle düşünüyorsun? Neden dünyaları baştan yaratmayayım? Bu sorular her zaman cevaba ihtiyaç duymaz. Bazen yalnızca sınırı test eder. Sınırın nerede olduğunu, ne kadar esneyebileceğini görmek ister. Karşı çıkma davranışı bu yüzden süreklilik gösterebilir. Çünkü ergenlik dönemi, kendini aileden tamamen koparmadan ayrıştırmanın yolunu arama dönemidir.
Bazı durumlarda karşı çıkma daha sert yaşanabilir. Özellikle ergen kendini yeterince duyulmamış hissediyorsa, itiraz tonu yükselir. Duyulma ihtiyacı arttıkça karşı çıkma davranışı daha belirgin hale gelir. Bu noktada mesele kimin haklı olduğu değil, ilişkinin nasıl sürdürüldüğüdür. Karşı çıkmanın hiç olmaması da her zaman sağlıklı değildir. Hiç itiraz etmeyen, sürekli uyum sağlayan bir ergen bazen kendi ihtiyaçlarını geri plana atıyor olabilir. Ayrışma denemesi hiç yapılmadığında, kimlik gelişimi daha zor ilerleyebilir. Bu yüzden her itiraz bir problem değildir. Bazıları gelişimin doğal bir parçasıdır.
Elbette her karşı çıkma aynı yerden gelmez. Bazen yorgunluk, bazen okul baskısı, bazen akran ilişkilerindeki gerilim ev içinde daha görünür hale gelir. Ev, çoğu ergen için duygularını en rahat ifade edebildiği alandır. Bu nedenle dışarıda tutulan stres, evde itiraz olarak ortaya çıkabilir. Bu durum ebeveyni zorlayabilir. Ama çoğu zaman güvenli bir bağın da işaretidir.
Ergenlik döneminde ebeveynin rolü tamamen geri çekilmek değildir. Aynı şekilde her itirazı bastırmak da değildir. Sınırın olduğu ama ilişkinin korunabildiği bir alan, çoğu zaman daha düzenleyicidir. Karşı çıkma davranışı tamamen ortadan kalkmaz. Ama zamanla tonu değişir. Ergen, kendini daha net ifade etmeye başladıkça itirazın biçimi de dönüşür.
Karşı çıkma davranışını yalnızca bir meydan okuma olarak görmek yerine, büyümenin bir işareti olarak da bakabilmeli, bu sürecin bir ihtiyaç olduğunu anne baba olarak nutmamalıyız. Bu bakış açısı değiştiğinde, tartışmanın içeriği aynı kalsa bile ilişkideki gerilim farklılaşabilir. Ergenlik geçer. Ama bu dönemde kurulan ilişki biçimi kalır.